27 Temmuz 2014 Pazar

"Akışına Bırak"

Bu defa ne üzerine yazacağımı düşünmeden geçiyorum bilgisayarın başına. Ne konum var ne yönüm ne kurgum. Ne fikrim var ne zikrim. Güzel bir müzik açtım, böyle hayal kurmaya yardımcı olandan. Bi film izlemiştim "We bought a zoo" diye. Hiç unutamadığım bi repliği var; ihtiyacın olan tek şey 20 saniyelik deli cesareti. Belki cümle tam olarak böyle değildir. Şu geçmek üzere olduğumuz 1 ay boyunca hayatım alt üst oldu. Belki altı üstünden daha güzeldi, fakat tüm dengem şaştı. İki gün önce kendimi fabrika ayarlarıma aldım. yemek düzenime geri döndüm, uyku düzenime geri döndüm, aptal şarkılardan kurtuldum. Tüm yaptığım 1 dakikalık mantıklı cesaretti. Olup bitmişti işte. Bulutların üstündeydim sanki, o çetrefilli lunapark oyuncaklarından birine binmiştim sanki, uzun süre dalgalı bir deniz yolculuğu yapmıştım sanki, yere indiğimde hala sallanıyordum. Birden yer çekimine kavuştum. Neden bahsettiğime dair bir fikriniz yok biliyorum. Üstü kapalı konuşmak en iyi yaptığım şeylerden biri. İma etmek, laf çarpmak, merak uyandırmak, konuyu değiştirmek. Size tüm hünerlerimi gösteriyorum şu an. Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki aslında. Bu defa ben biçimlendirmeden çıkıyor kelimeler, süsleyemiyorum cümlelerimi, konuya göre üslup katamıyorum yazarken, sanki parmaklarım yazıyor sadece. Saldım kendimi öylece. Arada kalbim bi kelime atıyor ortaya ve siz böylelikle neden bahsettiğimi az çok anlayabiliyorsunuz sonra aklım giriyor işin içine ve siz birden afallıyorsunuz. Bir önceki cümleden habersiz bir sonraki cümleyi düşünmeden yazıyorum. Tıpkı bu ay yaptığım gibi. 1 dk sonramın ne olacağı tamamen meçhuldü. Her zaman 10 hamle sonrayı düşünen ben bulunduğum ana sıkışıp kalmıştım. Depresyona girdim sanmam bu yüzdendi. Kendimi bilmediği bir yerde yalnız bırakmıştım. Bu ay en çok duyduğum cümle "akışına bırak kendini" oldu. Öyle yaptım. Yapamadım. Yapmak istemedim. Ama yaptım. Her zaman satranç çakması olan hayatım tenis kortuna döndü bu ay. Ne gelirse vurdum öylece. Var gücümle. Bu yıl temmuz ayı benim doğum günüm oldu. Ben bu ay biraz daha büyüdüm. Birazdan yazdıklarımı en az iki defa okuyacağım, imla hatalarını düzelteceğim, şurası eksik olmuş diyeceğim, tam anlamı verememişim diyeceğim, belki memnun olmayacağım bu yazıdan ve taslaklara atacağım. Tüm ay duygularıma yaptığım gibi. Her yazı sonunda yaptığım gibi soracağım kendime; ne veriyorum bu yazımda okuyanlara? Fazla irdelemeyeceğim yazdıklarımı, cümlelerin üzerinde ikinci defa düşünmeyeceğim, "ama daha söyleyeceklerim vardı" diye hırpalamayacağım kendimi. Bu ay söyleyeceklerimin çoğu içimde kaldı, söylemeyi beklemediklerimi söyleyiverdim. Çokta iyi yaptım be. Helal bana. Bu yazının bir ana fikri yok, ben kendimi döküverdim ortaya, ne çıkarsa nasibinize..

1 yorum: